Markanın İptali ile Hükümsüzlüğü Arasındaki Fark
Marka bir kez tescil edildikten sonra sicilden düşürmenin iki ayrı yolu vardır: hükümsüzlük ve iptal. Bunlar birbirinin eş anlamlısı değildir. Farklı sebeplere dayanır, farklı mercie götürülür ve farklı tarihten itibaren sonuç doğurur. 10 Ocak 2024’ten sonra bu ayrım daha da keskinleşti.
Hükümsüzlük, markanın tescil edildiği anda zaten var olan bir sakatlığa dayanır ve mahkemeden istenir. Sonucu geriye yürür: koruma hiç doğmamış sayılır.
İptal, markanın tescilden sonra ortaya çıkan bir sebebe dayanır ve Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan istenir. Sonucu kural olarak geriye yürümez, talep tarihinden itibaren etkilidir.
Karşılaştırma
| Ölçüt | Hükümsüzlük | İptal |
|---|---|---|
| Dayanak madde | SMK m.25 | SMK m.26 |
| Sebebin doğduğu an | Tescil anında var olan sakatlık | Tescilden sonra ortaya çıkan durum |
| Nereye başvurulur | Mahkeme | Türk Patent ve Marka Kurumu |
| Kim isteyebilir | Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları, ilgili kamu kurum ve kuruluşları | İlgili kişiler |
| Kime karşı | Dava tarihinde sicilde kayıtlı marka sahibi veya halefleri | Talep tarihinde sicilde kayıtlı marka sahibi veya halefleri |
| Kurum taraf olur mu | Hayır, kanun açıkça taraf gösterilmeyeceğini söylüyor | Kararı veren merci Kurumun kendisidir |
| Ne zamandan itibaren etkili | Başvuru tarihinden itibaren, koruma hiç doğmamış sayılır | Talebin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren |
| Kısmi karar mümkün mü | Evet, bir kısım mal veya hizmet için | Evet, bir kısım mal veya hizmet için |
Hükümsüzlük hangi hâllerde istenir
Kanunun 25. maddesi, hükümsüzlük sebeplerini iki maddeye bağlar. Marka ya mutlak ret nedenlerine (m.5) ya da nispi ret nedenlerine (m.6) aykırı biçimde tescil edilmiş olmalıdır. Yani sorun tescil anında zaten vardır; Kurum bunu gözden kaçırmış ya da kimse itiraz etmemiştir.
Kim, kime karşı açar
Hükümsüzlüğü menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları mahkemeden isteyebilir. Dava, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.
Uygulamada sık yapılan hata burada: Kurum davada taraf gösterilmez. Kanun bunu 25. maddenin üçüncü fıkrasında açıkça yazar. Kurumu davalı gösteren dilekçe, husumet yönünden sorun yaratır.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı: beş yıl
Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, artık kendi markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Tek istisna, sonraki tescilin kötüniyetli olmasıdır.
Bu, pratikte hakkın kaybedildiği en yaygın yollardan biridir. Rakip markayı fark ettiğiniz an süre işlemeye başlar.
Kullanımla kazanılan ayırt edicilik
Marka, mutlak ret nedenlerinin bir kısmına (m.5/1’in b, c ve d bentleri) aykırı olarak tescil edilmiş olsa bile, hükümsüzlük talebinden önce kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. Başlangıçtaki sakatlık, sonraki kullanımla giderilmiş sayılır.
Kısmi hükümsüzlük
Sakatlık markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin yalnız bir kısmına ilişkinse, sadece o kısım yönünden karar verilir. Ayrıca marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez; mahkeme markanın görselini budayamaz.
İptal hangi hâllerde istenir
Kanunun 26. maddesi dört sebep sayar. Hepsinin ortak yanı, sorunun tescilden sonra doğmuş olmasıdır.
- Kullanmama. Markanın 9. maddenin birinci fıkrasındaki hâllerde bulunması.
- Yaygın ad hâline gelme. Marka sahibinin fiilleri ya da gerekli önlemleri almaması sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.
- Halkı yanıltma. Marka sahibi tarafından veya onun izniyle yapılan kullanım sonucunda markanın; malın niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.
- Teknik şartnameye aykırılık. Garanti markası ve ortak markaya ilişkin 32. maddeye aykırı kullanım.
Kullanmama nedeniyle iptal: beş yıl kuralı
En sık karşılaşılan iptal sebebi budur. Kanunun 9. maddesine göre marka, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmazsa ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilirse iptali istenebilir.
Kanun, kullanım sayılan hâlleri de ayrıca belirtir:
- Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması
- Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması
- Markanın marka sahibinin izniyle kullanılması, örneğin lisans alan tarafından
Son dakika kullanımı sayılmaz
Kanun bir kaçış yolunu kapatmıştır. Beş yıllık sürenin dolmasıyla iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında marka ciddi biçimde kullanılmışsa, kullanmama iptali talebi reddedilir. Ancak kullanım, iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek gerçekleştirilmişse, talepten önceki üç ay içindeki kullanım dikkate alınmaz.
Yani “iptal geliyor” haberini alıp aceleyle markayı kullanmaya başlamak, üç aylık pencerede sonuç doğurmaz.
10 Ocak 2024’te ne değişti
Kanun 2017’de yürürlüğe girdi, ama iptale ilişkin 26. maddesi hemen değil yayımından yedi yıl sonra yürürlüğe girecek şekilde ertelendi. Kanunun 192. maddesi bunu açıkça düzenler. Kanun 10 Ocak 2017’de Resmî Gazete’de yayımlandığına göre bu süre 10 Ocak 2024’te dolmuştur.
O tarihe kadar geçici 4. madde uygulanıyordu: iptal yetkisi, 26. maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılıyordu. Bugün ise iptal talebi doğrudan Kuruma yapılır.
Geçici 4. madde bir de geçiş kuralı içerir: 26. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemelerde görülmekte olan iptal davaları, mahkemeler tarafından sonuçlandırılır.
Bu değişiklik, internette hâlâ dolaşan pek çok metinde yer almıyor. “İptal davası açılır” diyen kaynaklar 2024 öncesine aittir.
Kararın etkisi ne zamandan başlar
Kanunun 27. maddesi iki sonucu ayırır ve fark pratikte büyüktür.
Hükümsüzlükte karar, marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir ve markaya kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Yani geriye dönük olarak silinir.
İptalde karar, kural olarak iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâlleri daha önceki bir tarihte doğmuşsa kararın o tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.
Kanun, geriye dönük etkinin bazı durumları etkilemeyeceğini de belirtir; kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz kararları bunlardan biridir. Marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyeti nedeniyle zarar görenlerin tazminat talepleri saklıdır.
Adana’da nereye başvurulur
İptal talebi için mahkemeye gidilmez; talep Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılır. Kurumun yeri bakımından Adana’da ayrı bir işlem yoktur.
Hükümsüzlük davası mahkemede açılır. Kanunun 156. maddesi görevli mahkemeyi fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olarak belirler ve bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesinin bu sıfatla bakacağını söyler.
Adana’da fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi bulunmamaktadır. Bu nedenle marka hükümsüzlük davaları Adana’da asliye hukuk mahkemesinde, bu sıfatla görülür. Ceza tarafında da fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamışsa asliye ceza mahkemesi görevlidir.
Hangi yolu seçmeli
Seçim, sorunun ne zaman doğduğuna bakar.
- Karşı tarafın markası en baştan tescil edilmemeliydiyse, örneğin sizin önceki markanızla karıştırılacak kadar benziyorsa, yol hükümsüzlüktür.
- Marka geçerli biçimde tescil edilmiş ama sonradan beş yıl kullanılmamışsa, yol iptaldir.
- İki sebep bir arada bulunabilir. Bu durumda iki yol da ayrı ayrı işletilebilir; biri Kuruma, diğeri mahkemeye gider.
Sürelere dikkat edin. Hükümsüzlük tarafında beş yıllık sessiz kalma hakkı düşürebilir; iptal tarafında ise kullanmama için beş yılın dolması beklenir.
Bu yazıdaki madde numaraları ve süreler 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu metnine dayanır: m.5, m.6, m.9, m.25, m.26, m.27, m.32, m.156, geçici m.4 ve m.192. Kanunun güncel hâli için mevzuat.gov.tr adresine bakabilirsiniz.
İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir olaya uygulanmış hukuki görüş değildir. Kendi durumunuz için değerlendirme gerekiyorsa iletişim sayfasından yazabilirsiniz.
Son güncelleme: 5 Eylül 2026.